muayme Destekleyen Dost


Kayıt : 19 04 2008 Mesajlar : 676 Nerden : ankara ünvan : MaHKuM
 | Konu: Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere ve çağlara Perş. Nis. 24, 2008 12:58 pm | |
| Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere ve çağlara…”
Metin Yüksel

Metin Yüksel, 17 Temmuz 1958 yılında Bitlis’e bağlı Kolongo köyünde doğdu. Babası geniş bir coğrafyada tanınan, ömrünü Kur’an hizmetine adayan merhum Sadreddin Yüksel Hocaefendi, annesi ise, doğunun meşhur şeyhlerinden Norşinli Şeyh Masum Efendi’nin kızı Sarete Hanımefendi’dir.
1966 yılında ailesiyle İstanbul’un Fatih ilçesine yerleşen Metin Yüksel, Akşemseddin ilkokulu’nu tamlamladıktan sonra Sinanağa Mahallesi’ndeki Gelenbevi Ortaokulu’na kaydoldu. Burada bir sene okuduktan sonra İslami çalışmalarına engel oluyor diye, babasının bütün ısrarlarına rağmen okulu bıraktı. Bir yandan İstanbul merkez vaizliğine atanan babasından İslamî İlimleri okurken, bir yandan da o dönem İslâmi camiada aktif üniversite gençliğinin hareket noktası olan MTTB’nde (Milli Türk Talebe Birliği) çalışmalara başladı.
Burada kendisinden yaşça çok büyük kimseyle birlikte İslami faaliyetlere katıldı, genç yaşına rağmen, İslami hareketin içerisinde şuuru, uyanıklığı ve aktivitesiyle kısa zamanda öne çıktı. Diğer taraftan da, becerikli ve birikimli olduğu için, Milli Nizam Partisi ve daha sonra da Milli Selamet Partisi’nin çalışmalarına destek verdi.
1976 yılına gelindiğinde MTTB’deki çalışmalar Metin Yüksel’i tatmin etmedi. Yine o yıllarda yeni kurulmaya başlanan Akıncılar Teşkilatı’ndan şube açma izni aldı ve bazı arkadaşlarıyla birlikte Fatih Akıncılar Teşkilatı’nı kurdu… Metin Yüksel teşkilatın bu şubesinin başkanlığını yüklendi.
Fatih Akıncılar Teşkilatı kısa bir zamanda Türkiye’nin en aktif Akıncılar teşkilatı haline geldi. Metin ve arkadaşları bir taraftan siyasal çalışmalar yaparken, diğer taraftan da birtakım sosyal faaliyetlerle uğraşıryorlardı. Mahalledeki ve çevredeki insanları İslâm Cemiyet’ine kaydediyor, üye yapıyor, okumaları için kitap veriyordu. Haftada iki gün çevredeki yoksul ailelerin hasta çocuklarının muayene edilmeleri için Akıncılar Teşkilatı’na doktorlar getiriyorlardı. Doktorların tavsiye ettiği ilaçlar ise çevredeki eczanelerden yardım olarak tedarik eederek bölgenin fakir insanlarına ulaştırıyorlardı.
Bir yerde miting olsa bütün gün çalışıp afişlerini hazırlıyor, İstanbul’un her tarafını afişler ile donatılması işini ayarlıyordu. Afişleri kendisi çiziyor, bayrakları kendisi boyuyor ve birbirinden güzel karikatürler yapıyordu. Karikatürlerini Mehmet Şevket Eygi "büyük gazetesi"nde neşrediyordu. Yapılan miting ve izinsiz gösterilerde, Türkçe, İngilizce, Arapça ve Kürtçe olmak üzere 4 dilde “Müslümanlar Kardeştir”, sloganını attırırdı. Bu sloganlardan da açıkça belli olmaktadır ki; Metin Yüksel için herhangi bir ırk, kavim ön planda değildi. Metin Yüksel’in tek önceliği vardı: İslam.
Müslümanların olduğu her yerde ve her çalışmada ayrım gözetmeksizin bulunan, bütün samimiyetiyle destek veren Metin Yüksel, her zaman Allah rızası için koşuşturdu. Müslamanlar onu her mitingde en ön safta görüyordu. Mücadeleci ve aktif kimliği ile geniş bir kesimin sevgisini kazandı ve hayatlarında yer edindi, onlara rehberlik etti.
1977 yılında Fatih Daruşşafaka Caddesi’nde Akıncıların faaliyetlerinden rahatsız olan sol militanlarla giriştiği silahlı çatışmada üç kurşunla yaralandı.
Mücadeleci bir kişiliğe sahip olan Metin Yüksel, eğitim hayatı boyunca öğrenci olaylarında ön saflarda rol aldı.
Metin Yüksel’in içindeki bitmez tükenmez şehadet aşkını hiçbir şey yıldırmadı. Her yeri dolaşarak sürdürdü cihadını. "Şehadet şehadet sururi inkılâbest", "şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara" dilinde slogan olmuştu…
Fatih’teki çalışmalarını ülke geneline yayarak, Anadolu’daki Akıncılarla tecrübe ve bilgilerini paylaştı. Artık seminerler, mitingler, gösteriler Metin Yüksel’in bütün hayatını kapsarmıştı. Metin ve arkadaşları o dönem İslâmî kesimin etkin yayın organları olan Gölge, Akıncılar, Akıncı Güç, Sebil gibi dergilerin halka ulaşması için büyük çaba sarf etti… Kendinden büyük Akıncılar bile yapılan çalışmalarda Metin Yüksel’e tabi olurlardı.
1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi’ni babası Sadreddin Yüksel hocaefendi ile iştişare ettikten sonra desteklemek ve tanıtmak için ellerinden gelen gayreti sergilediler.
İzmir‘deki İran Konsolosluğu’nda Mehdi Pur’un gerçekleştirdiği bir toplantıya katıldıktan sonra İstanbul’a dönen Metin Yüksel, ertesi gün 23 Şubat 1979‘da, Cuma namazı çıkışı Fatih Camii’nin avlusunda kimliği belirlenemeyen kişilerce şehit edildi.
Metin Yüksel, namazını kıldıktan sonra uzunca dua etti… Namazdan çıkınca, Fatih Camii’nin arka avlusunda gizlenen bir grup, ona adıyla seslendiler. Metin Yüksel, seslere yönelince, silahlı grup, önce Metin’in ayağına doğru bir kez ateş etti ve kurşun ayak parmağını sıyırdı. Birkaç saniye içinde geçen olayda ikinci kurşun Metin’in karnına saplanmıştı. Metin Yüksel yere düşmeden evvel Tekbir getirdi. Olduğu yere yığıldı ve yere kapaklanmış kıvranıyor, "Kelime-i Şehadet" getirmeye çalışıyordu ki, katiller başına üşüştü ve kafasına iki el ateş ettiler. Metin’in oluk gibi akan kanları, Fatih Camii’nin avlu taşlarını kıpkırmızı yapmıştı.
Görgü şahidleri, hadiseden sonra Cuma’dan çıkan cemaatı yanıltma için, katillerin "Allahu Ekber" diyerek kaçtıklarını belirtmektedirler. Ne var ki al kanlara bulanan gencin Metin olduğunu cami cemaatı anlayıncaya kadar katiller çoktan kaçmıştı.
Şehid naaşı başında kısa bir konuşma yapan babası Sadrettin Yüksel: "Allah bütün müslümanlara kendi nizamı uğrunda şehid düşmeyi nasip etsin. Dünyadaki bilimum müslümanları ilgilendiren ve Kur’an-i azimüşşanda da yer alan ilahi bir çağrıdır ki ben sadece onu tekrarlayacağım: “Ey iman edenler! Düşman bir cemaatle karşılaştığınız zaman sebat gösterin, kaçmayın. Ve Allah’ı çok anın. Belki felaha kavuşursunuz. Allah’ın gönderdiği ve Rasulullah’ın tebliğ ettiği emir ve yasaklara itaat edin. Kendi aranızda ihtilafa düşmeyin. Sonra başarısızlığa uğrar, gücünüz yok olup gidecektir. Sabredin. Çünkü Allah’ın yardımı ile, zaferi ile sabredenlerle beraberdir…” şeklinde devam eden veciz bir konuşma yaptı.
Daha öğle namazından itibaren Fatih Camii’ni dolduran yaklaşık ellibin müslümanın katılımıyla ikindi namazını müteakip Mahmud Hocaefendi’nin kıldırdığı cenaze namazından sonra 25 Şubat 1979 Pazar günü tekbir sedaları arasında Edirnekapı Necati Bey Şehidliği’nde defnolundu.
Tavizsiz dik duruşu, sabrı öğütleyen kişiliği ile inandığı değerlerden ödün vermeden yaşayan, şehadet şerbetini içmek için sürekli didinen Metin Yüksel, "Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara." diyerek 21 yaşında bu özlemine kavuştu. |
|
denizfeneri Forum Yöneticisi


  Yaş : 48 Kayıt : 02 01 2008 Mesajlar : 1778 Nerden : bursa
 | Konu: Geri: Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere ve çağlara Çarş. Nis. 30, 2008 7:50 pm | |
| Daha öğle namazından itibaren Fatih Camii’ni dolduran yaklaşık ellibin müslümanın katılımıyla ikindi namazını müteakip Mahmud Hocaefendi’nin kıldırdığı cenaze namazından sonra 25 Şubat 1979 Pazar günü tekbir sedaları arasında Edirnekapı Necati Bey Şehidliği’nde defnolundu.
ALLAH rahmet eylesin mekanını cennet eylesin inş geride kalanlara RABBİM sabırlar ihsan eylesin _________________
 |
|