selahaddineyyubi Admin


  Yaş : 27 Kayıt : 03 01 2008 Mesajlar : 772 Nerden : İnna lillah ve inna ileyhi raciun ünvan : Kudüsün Fatihi
 | Konu: Şehid Komutan Ömer Muhtar Cuma Ocak 04, 2008 12:07 pm | |
| ]* Şehid Komutan Ömer Muhtar *

Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız, ya ölürüz. Bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız. Bana gelince, ben cellatlarımdan daha uzun yaşayacağım
Ömer Muhtar
Ömer Muhtar, 1862 yılında, Libyada Defne bölgesinin Batnan kasabasında dünyaya geldi. Mensubu olduğu Münifiye kabilesi izzet ve şerefiyle meşhur bir topluluktu. Babasının ismi Muhtar, annesinin ismi Aişedir. Küçük Ömer ilk eğitimini babası Muhtardan aldı. Babası, 1878 yılında hac vazifesini ifa için gittiği Hicazda vefat etti. Ömer Muhtar ve kardeşi Muhammed, Cağbubtaki İslami Bilimler Akademisine kaydoldular. Ömer Muhtar burada 8 yıllık köklü bir dini eğitim aldı. İlmi tahsilinin yanında çeşitli sanat dallarında da kendisini yetiştirdi. Cağbub akademisindeki ihtisasını tamamladıktan sonra Kasur zaviyesinin başına getirildi. Daha sonra güneydeki Ayn Kalak zaviyesi şeyhliğine atandı. Gayret ve çabaları ile bu bölgeye Fransız işgal güçlerinin girmelerini engelledi. Daha sonra tekrar Kasur zaviyesi imamlığına getirildi. Ömer Muhtar birçok Kuzey Afrikalı Müslüman gibi Senusi ıslahat hareketine mensuptu. 19.yyda Kuzey Afrikada teşekkül eden bu ekol, mücahede ile mücadeleyi birleştirmenin en parlak örneğini ortaya koyarak kısa zamanda çok hızlı bir inkişaf göstermiş, içinde barındırdığı dinamizm ile sömürgeci güçlere karşı Afrika Müslümanların soluğunu daima diri tutmuştur. II. Abdulhamidden sonra gelen idarenin dirayetsizliği, Mısırın İngiliz işgalinde olması, Osmanlı devletinin deniz gücünün neredeyse olmaması gibi sebeblerden dolayı Libyayı kolay bir lokma gören İtalyanlar 27 Eylül 1911 de Osmanlı hükümetine verdikleri ültimatomla Trablusgarba çıkartma yaptılar. Seyyid Ahmed eş Şerif es-Senusi liderliğindeki mücahidlerin direnişi 1914 yılında patlak veren Birinci Dünya Savaşına kadar sürdü. İttihad Terakkinin maceracı kadrosu, Senusileri Kanal Harekatında Mısırdaki İngilizlerle savaşa zorladılar, böylece Fransız ve İtalyanlarla birlikte bir üçüncü cephe açıldı. Alınan ağır yenilgiden sonra Seyyid Ahmed İstanbula çağrıldı, yerine Seyyid Muhammed İdris geçti. 1922 den itibaren Benito Mussolini liderliğinde faşistlerin İtalyada egemenliği ele geçirmesi ile Trablusgarbtaki direnişin ezilmesini, Senusi mukavemetinin kırılmasını birinci öncelik olarak görüldü. İdris Senusi ile yaptıkları tüm anlaşmaları fesheden İtalyanlar 1923 yılında ikinci işgallerine başladılar. İdris Senusi ise beklenen İtalyan saldırısı öncesi Libyayı terk ederek Mısıra yerleşti. Ömer Muhtar direnişin liderliğini üstlendikten sonra, karargahını Calu vahasının Cebeli Ahdar Yeşil dağ bölgesine kurdu, emrindeki kabileleri 100-300 silahlı atlı ya da yaya olarak küçük gruplar halinde organize etti. Çok hızlı ve seri hareket kabiliyetleri ile İtalyan askeri kollarına, nakliye konvoylarına, karakollara baskınlar yapıyor ve bir anda ortadan kayboluyorlardı. Ömer Muhtar emrindeki güçler ile İtalyan kuvvetleri arasında 1923 ten 1932 ye kadar her yıl en az elliden fazla muharebe, ikiyüzden fazla küçük ölçekli çatışma cereyan ediyordu. Her başarılı lider gibi Ömer Muhtar de istihbarata çok önem vermekteydi. Korkuyu, kaçışı akıllarından silmiş bulunan Senusi kuvvetleri İtalyan garnizonları arasında mekik dokumaya başladılar. Hatta bedevi çoban kılığına girerek İtalyan birliklerinin arasında dolaşmakta ve onların hareket stratejilerini daima kontrol etmekteydiler. İtalyanın Sireneyka valisi Teruzzi, İtalyan birliklerinin içine düştüğü çıkmazı şöyle anlatmaktaydı İtalyanların, Senusiler karşısındaki askeri üstünlükleri beş para etmemekteydi. Çünkü savaştığımız güçler düzenli bir ordu değildi. Onlar için, esaret ölümden daha beterdi. Yaşadıkları topraklarda boyunduruk altında bulunmayi zûl saymaktaydılar. Gündüzleri biz İtalyanlar, geceleri Senusiler hakim oluyordu. Ömer Muhtar, 1 Şubat 1924 tarihinde Seyyid Ahmed eş Şerife yazdığı mektupta şunları ifade ediyordu Selamdan sonra... Biliniz ki biz vatanımızın acıklı ve ızdıraplı bir hayat yaşayan evlatlarıyız. Vatan, istila kuvvetlerinin çizmeleri altında inliyorken İdris es Senusi çıkıp Mısıra gitti. Sen de aynı şekilde bizi bırakıp İstanbula gitmeyi tercih ettin. Şunu bilin ki, sizi yakalarınızdan yakalayacağımız günler olacak... SübhanAllah... tatlı olduğu ve meyve verdiği günlerde vatanınıza sahip çıkıyordunuz da, acıklı günlerde nasılda terkedip gidiyorsunuz? Mısıra, İdrisin yanına vardık. Ondan yardım istedik. Fakat bize, gidin, kendi başınızın çaresine bakın, bizim size yapabileceğimiz hiçbir yardım yoktur diyerek bizi eliboş gönderdi. Yanaklarımızı sulayan acı gözyaşlarımızla, Mısırdan cephemize döndük. Ancak, şunu iyi biliniz ki, biz Allaha tevekkül ederek vatanımıza geri döndük ve kanımızın son damlasına kadar dinimizi, vatanımızı ve canlarımızı savunarak asla düşmana teslim olmamak üzere ahdettik. Ancak yine de bir çok şeye muhtacız. Özellikle silah, para, yiyecek ve giyeceğe şiddetle muhtacız. Yardımcımız Allahtır, Allah... Acele edin... Yardımda süratli davranın, imkanınız ne elverirse, az veya çok demeyin. Mücahidler binbir yokluk içinde kıvranırken, işgal güçleri, modernize olmuş birlikleri, hava kuvvetleri ve zırhlı araçları ile artık kesin bir darbe için hazırlanıyorlardı. Kuvvet dengesi olmayan bu çirkin savaşta İtalyanlar için her şey mübahtı. Direniş güçlerinin halktan yardım görmelerini engellemek için bölgedeki hayvanlar telef edilmekte, mahsuller, ürünler zarara uğratılmakta ve ormanlar yakılmaktaydı. Gözü dönmüş faşist güçler sadece 1923-1929 yılları arasında 142 bin küçük ve büyük baş hayvanı katlettiler. Yine bu yıllar şehid edilen mücahid sayısı 5 bine yakındı. Fakat bütün önlemlere rağmen Libya halkının direnişi, Senusi mukavemeti kırılamıyordu. Roma hükümeti beş sene içinde Sireneykaya beş vali göndermek zorunda kaldı Bongiovanni, Mombelli, Teruzzi, Siciliani ve son olarak meşhur Graziani. İtalyan kuvvetleri ilk yıllarda ciddi kayıplara uğradılar ve mücahidlere karşı bir üstünlük sağlayamadılar. İtalyanların üstün silah ve insan gücüne karşı mücahidler inatçı bir direniş sergilediler. Haziran 1923de Sirtede meydana gelen bir çatışmada faşist güçler 13 subay ve 300 asker kayıp verdiler. Mücahidler karşısında perişan olan İtalyanlar hınçlarını masum halktan çıkarıyorlardı. Bu ise direnişe olan desteğin gittikçe artmasına sebep oldu. Buna karşı İtalyanlar da yeni tedbirler düşünmeye başlamışlardı. Öncelikle cepheyi içten çökertmenin yollarını aradılar ve kesenin ağzını açtılar. Böylece 13 kabile şeyhini satın aldılar. Bu işlerin gerçekleşmesinde Ömer Muhtarın çocukluk arkadaşı, Senusi davasına ihanet eden Senusi şeyhi Şerif el Giryani önemli bir rol oynadı. İtalyanlar Senusi mukavemetinin kaynağını kurutmak üzere halkı sahil şehirlere yakın yerlerde kurdukları esir kamplarında toplamaya başladılar. Buna rağmen mukavemet durmuyordu. General Mezzetti 1 Aralık 1928 de yazdığı raporunda şöyle diyor Bölgede siyasi ve askeri bir organizasyon gerçekleşmeden, Ömer Muhtarın siyasi ve askeri örgütünün çökertilmesi ve bölgenin kontrol altına alınması mümkün değildir. 1929 yılına gelindiğinde durum şu vaziyette idi sahildeki bütün şehirler ve Cebeli Ahdarın kuzey tarafları İtalyanların sıkı kontrolü altındaydı. İtalyanlar bu tahkim edilmiş noktalar arasında hava filoları, mekanize birlikleriyle ve özellikle sömürgeleri olan Eritreden getirdikleri zavallı insanlardan oluşturdukları piyade askerleri ile sürekli devriye geziyorlardı. 8 Kasım 1929da mücahidler Bingazideki İtalyan karargahına saldırı düzenlediler. Buradaki İtalyan birliğini tamamen ortadan kaldırıp, karargahı havaya uçurdular. Bu ise sömürgeciler arasında büyük bir şaşkınlık doğurdu. Sonunda Mussolini duruma el attı ve 10 Ocak 1930da harekatın başına general Rodolfo Graziani getirildi. Graziani insan hayatına değer vermeyen siyasetiyle Sirideki İslami direnişin sona ermesinde başrolü oynamıştır. Direniş Senusi kaynaklı olduğu görüşüne varan General Graziani şu tedbirleri aldı
1- Senusi tekkelerini kapattı, şeyhlerini yurt dışına sürdü, malvarlıklarına el koydu. 2- Halkın silahsızlandırmasına büyük ağırlık verdi, silah aramalarını arttırdı. 3- Toplama kamplarını genişletti ve bütün bir ülkeyi abluka altına aldı. 4- Seyyar mahkemeler kurdurup halka kan kusturdu. 5- Mısır hududunda 300 kmlik bir alanı dikenli tel örgülerle sardı. 6- Çöl yollarını uçak devriyeleriyle sürekli gözetim altında bulundurdu. 7- Mısırla olan her türlü ticareti yasakladı. 8- İtalyan hükümetinin emrinde çalışan yerli memur ve askerleri hainlikle suçlayıp pasifize etti.
Bütün bu tedbirlerden sonra Müslümanlara karşı ard arda bir çok baskınlar ve saldırılar düzenlendi. Baskınlar sürmesine rağmen Ömer Muhtar hala operasyonlarına devam ediyordu. 11 Nisan 1930 da El Faidiyye üzerinde büyük bir saldırı düzenleyen mücahidler İtalyanları unutamayacakları bir hezimete uğrattılar. Badoglio, düşmanı Ömer Muhtarın dehası içinde şu itirafları yapmak zorunda kalmıştı Bu direniş bir kişinin omuzlarındadır. Ömer Muhtar, bu işi kimseye bırakmamaktadır. Savaş aleyhine geliştiğinde, güçlü haber alma servisi sayesinde, savaşa ara veriyor. Bize gelen bilgileri dahi yönlendirebiliyor.Graziani hem prestijini kurtarmak hem de mücahidlerin Mısır hududundan yardım almalarının önünü kesmek için, Libyanın güneyinde İtalyanların ulaşamadığı tek toprak parçası olan Kufrayı işgal etti. Kufranın elden çıkmasıyla mücahidlerin elinde korunmasız Cebelül Ahdar kaldı. Ömer Muhtar bu durumu 1931 Ocakının son günlerinde Mısır hududunu gizlice geçip, kendisiyle görüşen Muhammed Esede şöyle ifade etmişti Sende görüyorsun ya evlat, gerçekten biz artık bize tanınan vadenin sonuna gelmişiz. Savaşıyoruz, çünkü düşmanı bu topraklardan söküp atıncaya kadar yada bu uğurda ölünceye kadar imanımız ve özgürlüğümüz için savaşmak zorundayız. Allaha aidiz ve Ona döneceğiz. Kadınlarımızı, çocuklarımızı Mısıra gönderdik ki, Cenabı Allah bizi ölüme çağırdığı zaman arkamıza dönüp bakmayalım. Ve 11 Eylül 1931... Ömer Muhtar ve yanındaki bir kısım mücahidîn Sılanta mevkiinde iken İtalyan istihbaratı onun varlığını haber almıştı. Vadiyi her yönden saran kuvvetlerin oluşturduğu çemberi yarmanın imkanı yoktu. Mücahidler son nefeslerine kadar çarpıştılar. Ömer Muhtar burada yaralandı ve esir düştü. Önce Sûseye sonra Bingaziye 60 km uzaklıktaki Suluka götürüldü. Burada İtalyan birliklerinin genel kumandanı Grazianinin karşısına çıkartıldı.Bu görüşmede İzzet-i İslamiyesi ile öyle harika cevaplar vermiştir ki, bu taş kalpli general onun hakkında şunları yazacaktır Odama girdiği andan çıkıp gittiği ana kadar onun vakar ve haysiyetine son derece hayranlıkla bakıp durdum.Onun tavır ve davranışlarını çok beğendim ve hayran kaldım. Mücahidlerin teslim olması teklifini red eden Ömer Muhtar 15 Eylül 1931 günü İtalyan sıkıyönetim mahkemesi tarafından göstermelik bir duruşmaya çıkarıldı. Ve Grazianinin daha önceden emrettiği gibi idam kararı veren mahkemenin yüzüne şu tokadı savurdu Hüküm ve karar yalnız Allahındır.Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur. İnna lillah ve inna ileyhi raciun Biz Allahın kulları yız ve sonunda ona dönücüleriz. Aynı gün toplama kamplarından getirilen binlerce Libyalının gözleri önünde gayet sakin ve korkusuzca idam sehpasına çıktı. Fecr suresinin son ayetlerinden,
* Ey huzura ermiş nefis! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön *
ayetleri dilinde virdi zebandı... Özgürlüğü için her şeyi göze aldığı yeşil dağlarına son bir kere daha baktı ve bir milleti yetim bırakarak ebed alemine doğru kanatlandı. Yer Suluk çarşısı idi...Allah cc rahmet eylesin.
 |
|
Selman Admin


  Yaş : 35 Kayıt : 02 01 2008 Mesajlar : 587
 | Konu: Geri: Şehid Komutan Ömer Muhtar C.tesi Nis. 05, 2008 10:03 pm | |
| emeğine sağlık kardeşim benim çöl Aslanı filmini bir kaç kere izlemiştim. Ömer muhtarın hayatını daha detaylı öğrenmiş olduk sayende _________________
 |
|
selahaddineyyubi Admin


  Yaş : 27 Kayıt : 03 01 2008 Mesajlar : 772 Nerden : İnna lillah ve inna ileyhi raciun ünvan : Kudüsün Fatihi
 | Konu: Geri: Şehid Komutan Ömer Muhtar Paz Nis. 06, 2008 6:12 pm | |
| | Selman demiş ki: | emeğine sağlık kardeşim benim çöl Aslanı filmini bir kaç kere izlemiştim. Ömer muhtarın hayatını daha detaylı öğrenmiş olduk sayende |
ALLAH c.c. senden de razı olsun abim benim. _________________
 Kanım dökülsün soğuk zindana Deşilsin Yüreğim Kur'an uğruna paramparça ulaşayım RAHMANa Yeter artık gel ey kutlu Şehadet... -YA SABIR-
AYNI cephede TEK VE BÜYÜK OLAN RABBİMİZ İÇİN CİHAD EDEBİLMEK DİLEĞİ İLE...
ALLAH'ın Laneti Kafirlerin ve Onlara Yardım Eden Münafıkların Üzerine OLsun |
|
-*AY-ISIGI*- Admin


Kayıt : 12 01 2008 Mesajlar : 653 Nerden : MALATYA
 | Konu: Geri: Şehid Komutan Ömer Muhtar Paz Nis. 06, 2008 7:07 pm | |
| CezakAllahu hayrane kardeşim _________________ [flash=700,240]http://img147.imageshack.us/img147/7871/ayisiidj7.swf[/flash] |
|
nergiz MODORoTÖR


Kayıt : 15 01 2008 Mesajlar : 2145
 | Konu: Geri: Şehid Komutan Ömer Muhtar Paz Nis. 06, 2008 7:54 pm | |
| 
ESİR DÜŞMESİ VE ŞEHADETİ
Ve 11 Eylül 1931...Ömer Muhtar ve yanındaki bir kısım mücahidîn Sılanta mevkiinde bulunan Resulullah(sav)’ın sahabelerinden Sidi Rafi hazretlerinin kabrini ziyaret etmeye karar verdikleri zaman İtalyanların tuttuğu bölgenin içersine girmişlerdi. İtalyan istihbaratı onun varlığını haber almıştı.Vadiyi her yönden saran kuvvetlerin oluşturduğu çemberi yarmanın imkanı yoktu.Mücahidler son nefeslerine kadar çarpıştılar.Son anda Seydi Ömer’in de atı vurulup yıkıldı ve onu yere düşürdü.Ama bu yetmişini geçkin ihtiyar aslan yılmadı, kendini toparlayıp tüfeğini ateşlemeye devam etti.Elinden yaralananınca tüfeği diğer eline aldı.Artık yapacak bir şey kalmayınca, askerler üzerine çullandılar ve onu esir ettiler. Önce Sûse’ye sonra Bingazi’ye 60 km uzaklıktaki Suluk’a götürüldü. Burada İtalyan birliklerinin genel kumandanı Graziani’nin karşısına çıkartıldı.Bu görüşmede İzzet-i İslamiyesi ile öyle harika cevaplar vermiştir ki, bu taş kalpli general onun hakkında şunları yazacaktır: “Odama girdiği andan çıkıp gittiği ana kadar onun vakar ve haysiyetine son derece hayranlıkla bakıp durdum.Onun tavır ve davranışlarını çok beğendim ve hayran kaldım.”
Graziani, hatıralarında Ömer Muhtar hakkında şunları demekten kendini alamaz. “Ömer Muhtar inancına, akidesine son derece bağlı bir adamdı. Onun bu inancına saldırmaya kalkışana kim olursa olsun büyük bir heyecan ve azimle karşı koyardı. O vatanına saldıranlara karşı da korkusuzca savaşıyordu. Vatanına yapılacak herhangi bir saldırıyı karşılıksız bırakmayı kabullenecek bir şahsiyet değildi.”
“ O karşısındakine anında cevap verecek üstün bir zekaya sahipti.Aynı zamanda Ömer Muhtar ileri seviyede dini kültüre sahipti.Onun kesin tavırlı bir huyu vardı.O, dinine ait hiçbir şeyi ihmal etmeyecek ve dinini herhangi bir maddi menfaat karşılığında satmayacak üstün bir kişiliğe sahipti Dünyevi hiçbir çıkar peşinde olmayan bir kişiydi.Üstelik hayli fakir bir adamdı.Din ve vatan sevgisinden başka hiçbir dünyevi şeye de malik değildi.”
“Ona canlı ve hazır bir zeka bahşedilmişti.Dini konularda iyi bir eğitim görmüş, hareketli,mütevazı ama tavizsiz...”
Mücahidlerin teslim olması teklifini red eden Ömer Muhtar 15 eylül 1931 günü İtalyan sıkıyönetim mahkemesi tarafından göstermelik bir duruşmaya çıkarıldı.Ve Graziani’nin daha önceden emrettiği gibi idam kararı veren mahkemenin yüzüne şu tokadı savurdu: “Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır.Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur.İnna lillah ve inna ileyhi raciun(Biz Allah’ın(kulları)yız.ve sonunda ona dönücüleriz.”
Aynı gün toplama kamplarından getirilen binlerce Libyalının gözleri önünde gayet sakin ve korkusuzca idam sehpasına çıktı.Fecr suresinin son ayetlerinden “Ey huzura ermiş nefis!Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön” ayetleri dilinde virdi zebandı... Özgürlüğü için her şeyi göze aldığı yeşil dağlarına son bir kere daha baktı ve bir milleti yetim bırakarak ebed alemine doğru kanatlandı.Yer Suluk çarşısı idi...Allah (cc) rahmet eylesin.
Son olarak Muhammed Esed’in 1932’de Medine’de onun şehadetini haber aldığında ağzından dökülenleri nakledelim: “Ömer el Muhtar öldü ha... Şu Sireneyka aslanı, yetmiş şu kadar yaşına rağmen halkının özgürlüğü için yılmadan sonuna kadar savaşan Ömer el Muhtar öldü demek ... On uzun yıl boyunca, on uzun ve çileli yıl boyunca en modern silahlarla donatılmış mekanize birliklerle, uçaklarla, topçu bataryalarıyla takviye edilmiş düşman ordularına, kendinden en az on kat daha kalabalık İtalyan kuvvetlerine karşı halkın umutsuz direnişine bayrak olan Ömer el Muhtar...
Piyade tüfeklerinden ve birkaç attan başka bir şeyleri olmayan, yarı aç mücahidlerinin başında kocaman bir esir kampına dönüştürülen bir ülkede son kurşununu sıkıncaya kadar umutsuz bir gerilla savaşı sürdüren koca Ömer el Muhtar...” Allah onlardan razı olsun.. _________________ *** SUSKUNLUĞUMU EN GÜZEL DUA KIL YA RABB! *** |
|
denizfeneri Forum Yöneticisi


  Yaş : 48 Kayıt : 02 01 2008 Mesajlar : 1778 Nerden : bursa
 | Konu: Geri: Şehid Komutan Ömer Muhtar Paz Nis. 06, 2008 8:00 pm | |
| sizlerden ve bu düşüncede olan kardeşlerimizden emeğinize sağlık _________________
 |
|
nergiz MODORoTÖR


Kayıt : 15 01 2008 Mesajlar : 2145
 | Konu: Geri: Şehid Komutan Ömer Muhtar Ptsi Nis. 07, 2008 7:02 am | |
| Amin ecmaııın _________________ *** SUSKUNLUĞUMU EN GÜZEL DUA KIL YA RABB! *** |
|