selahaddineyyubi Admin


  Yaş : 27 Kayıt : 03 01 2008 Mesajlar : 772 Nerden : İnna lillah ve inna ileyhi raciun ünvan : Kudüsün Fatihi
 | Konu: Şeyh Ahmed Yasin'i Rahmetle Anıyoruz Paz Mart 23, 2008 11:29 pm | |
| Kutsal Direnişin Manevi Lideri: Şeyh Ahmed Yasin Filistin'de işgale karşı iki ayrı intifadanın öncülüğünü yapan, vücudunun felçli olmasına rağmen Allah yolunda mücadeleden, direnişten geri kalmayan büyük insan, büyük lider, HAMAS'ın manevi lideri Şeyh Ahmed Yasin siyonistlerin düzenledikleri bir suikast neticesi 22 Mart 2004 tarihinde hayatını kaybetti. Şeyh Yasin, evinin yakınındaki camide sabah namazını kılmasının ardından işgalci Siyonistlerin helikopterleri tarafından fırlatılan füzelere hedef olarak şehit oldui. Saldırıda ikisi Ahmed Yasin'in yardımcısı olmak üzere dört kişi daha hayatını kaybetti.
Şeyh Yasin'in Hayatının Özü: İbadet, Hicret, Cihad ve Şehadet Şeyh Ahmed Yasin'in hayatını dört kelimeyle özetlemek mümkündür: İbadet, hicret, cihad ve şehadet. Bu dört kelime aynı zamanda nebevi çizgiyi, peygamberlerin bize gösterdiği kutsal yolu özetlemektedir. O, insanın bu dünyaya Allah'a kulluk görevini yerine getirmek üzere gönderildiğine bütün kalbiyle inanmış ve işte bu inancın kazandırdığı teslimiyet duygusuyla Allah'a teslim olmuş, ona kulluk görevini özenle yerine getirmek için çalışan biriydi. Allah'a olan bu teslimiyeti onu, dünyevi hesaplarla zalimlere teslim olmaktan alıkoydu. Dolayısıyla kulluk teslimiyetiyle, bu vasfın kendisine kazandırdığı kula kul olmama onurunu bir araya getirmeyi başardı. Böylece hak bildiği yoldan asla sapmadı, zalimler karşısında zerre kadar taviz vermedi. Tertemiz vatanı işgalci Siyonistler tarafından işgal edilince 11 yaşında ailesiyle birlikte hicret etmek suretiyle birçok peygamberin hayatına girmiş olan hicret olayını yaşadı. İçinde bulunduğu şartların kendisine diğer kulluk görevlerine ek olarak cihad yükümlülüğünü de yüklediğini bildi ve bedensel özürlü olmasını bu konuda mazeret olarak gösterme yoluna gitmeksizin, bir kaçamak yolu aramaksızın cihad ve direniş hususunda başkalarına örnek olmak için hep gayret sarf etti. Sonunda Allah'a kulluk bilinci içinde cihad ve direnişe adadığı 67 yıllık ömrünü, bir seher vaktinde, cemaatle kıldığı sabah namazının ardından kucakladığı şehadetle tamamladı.
Onun hayatını biraz daha ayrıntılı okuduğumuz zaman yukarıdaki dört kelimenin gerçekten bu hayatı özetlediğini daha açık bir şekilde görürüz. _________________
 Kanım dökülsün soğuk zindana Deşilsin Yüreğim Kur'an uğruna paramparça ulaşayım RAHMANa Yeter artık gel ey kutlu Şehadet... -YA SABIR-
AYNI cephede TEK VE BÜYÜK OLAN RABBİMİZ İÇİN CİHAD EDEBİLMEK DİLEĞİ İLE...
ALLAH'ın Laneti Kafirlerin ve Onlara Yardım Eden Münafıkların Üzerine OLsun |
|
nergiz MODORoTÖR


Kayıt : 15 01 2008 Mesajlar : 2145
 | Konu: Geri: Şeyh Ahmed Yasin'i Rahmetle Anıyoruz Ptsi Mart 24, 2008 2:16 am | |
| Şehit Şeyh Ahmet Yasin Allah'ım Sana Şikayette Bulunuyorum

22 Mart 2004 ölüm yıldönümü Şeyh Ahmet Yasin, bütün vücudu felçli olmasına rağmen Allah yolunda mücadele etmekten hiçbir zaman geri kalmadı. Yasin, hayatı boyunca Kudüs'ü işgal eden Siyonistlere karşı "dik durup" kelle koltukta bir yaşam sürdürerek, İslam ümmetinin her ferdinin örnek alması gereken bir mücadele geleneği oluşturdu.
İşte Şeyh Ahmet Yasin'in örnek hayatı:
BABASIZ BÜYÜYEN ŞEHİT
Şeyh Ahmet Yasin, 1937 yılında Filistin'in Askalan şehrinin el-Cevra köyünde dünyaya geldi. Üç yaşında iken babası vefat eden Yasin, bundan sonraki yaşamını annesi ve kardeşlerinin himayesinde sürdürdü. 1948 yılında Siyonist katillerin Filistin'in büyük bir bölümünü işgal etmeleri üzerine ailesiyle birlikte Gazze şehrine göç etti. Bu, küçük Yasin'in ilk hicretiydi. İlköğrenimini 1952 yılında Gazze şehrindeki İmam Şafii Okulu'nda tamamladı. Daha sonra sırasıyla er-Rihal Ortaokulu'nda ve Filistin Lisesi'nde okudu. Ahmet Yasin, 1952 yazında arkadaşlarıyla birlikte gittiği yüzme havuzunda geçirdiği bir kaza sonucu felç oldu.
KELLE KOLTUKTA BİR YAŞAM
Felçli vücuduna rağmen gençliğinde kendini en iyi şekilde yetiştiren Yasin, bundan sonraki yaşamını Siyonist İsrail'le mücadeleye adadı. Filistinli gençlere hem İslam dininin inceliklerini öğretiyor, hem de Siyonist İsrail'in işgal ettiği topraklardan bir an önce kovulması için mücadele edilmesi yönünde telkinlerde bulunuyordu. Siyonistler Ahmet Yasin'in faaliyetlerini engellemek için 1984 yılında Şeyh Ahmet Yasin ve arkadaşlarından pek çok Filistinliyi tutukladılar. Yürütülen soruşturma sonunda Şeyh 13 yıl hapse mahkûm edildi. Bu mahkûmiyet kararı Şeyh Ahmet Yasin'in mücadele azmini kıramadı. Bilakis İsrail zindanlarından Filistinlilere yazdığı mektuplarda mücadeleyi daha da hızlandırmalarını istedi. Tekerlekli sandalyesinde İsrail zindanlarından Siyonistlere meydan okuyan Yasin'in bu tavrı Filistinli gençleri daha bir ateşledi. . İntifadanın daha bir büyüdüğünü fark eden Siyonistler, Filistinlilerle işgalciler arasında gerçekleştirilen bir esir değişiminde Ahmet Yasin'i serbest bırakmak zorunda kaldı. İsrail zindanlarından kurtulan Şeyh Ahmet Yasin yine Filistinli kitlelerin Siyonist işgalcilere karşı sürdürdükleri cihadın başına geçti. Bu dönem İsrailliler birçok kez Şeyh Ahmet Yasin'i ölümle tehdit ettiler. Fakat Şeyh Ahmet Yasin bu tehditleri ciddiye almayarak Siyonistlere karşı mücadelesini sürdürdü.

"HAYBER ÇOK UZAK DEĞİL"
Siyonistler, 18 Mayıs 1989 tarihinde Şeyh Ahmet Yasin'i yeniden tutukladılar. 16 Ekim 1991 tarihinde de Şeyh hakkında İsrail devletini yıkıp yerine İslami esaslara dayanan bir devlet kurmak suçundan ömür boyu hapis cezası verildi. Ahmet Yasin, hakkında verilen müebbet hapis cezası kararını duyunca gülümseyerek "Yaşasın bağımsız Filistin" diyerek mahkeme heyetine bağırdı. Siyonistler Şeyh Ahmet Yasin'e birçok kez zindanda bulunduğu sırada İsrail'i tanıdığını açıklaması karşılığında serbest bırakma teklifinde bulundu. Ahmet Yasin bu teklifleri sert bir şekilde reddederek; " Ben işgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun şartını kabul edeyim. Ayrıca Hayber çok uzak değildir. Hayber'de Peygamberimiz ve ashabının sizin dedelerinize neler yaptığını çok iyi biliyorsunuz. Günü geldiğinde bizim size ne yapacağımızı göreceksiniz. İslâm'ın gençleri er ya da geç işgal altındaki Kudüs'ü özgürleştirecekler. Bizler bütün çocuklarımızı, kadınlarımızı, gençlerimizi özgür Kudüs için feda etmeye hazırız" cevabını verdi.
VE ŞEHADET...
Ahmet Yasin çektiği bütün çilelere rağmen davasından zerre kadar taviz vermeden zindan hayatına sabretti. Bütün vücudu felçli bir halde sekiz buçuk yıla yakın bir süre zindanda kaldıktan sonra rahatsızlığının artması üzerine 30 Eylül 1997 Salı akşamı serbest bırakılarak tedavi edilmek üzere Ürdün'ün başkenti Amman'a getirildi. Tedavi olduktan hemen sonra bir an önce çok sevdiği Filistin topraklarına dönmek için yola çıktı. Yıllardır özlemini çektiği Filistin'de yüz binlerin gözyaşları ve sevgi gösterileri arasında karşılandı. Karşılanma esnasında yaptığı konuşmada "Bekle bizi Kudüs, bir gün geri döneceğiz. Bütün İslam ümmeti Mescidi Aksa'nın önünde bayram yapacak" dedi. Gazze'ye dönüşünün ardından Filistin direnişindeki manevi lider mevkiine yeniden oturarak mücadelesini kaldığı yerden devam ettirmeye başladı. Siyonistler sonunda Şeyh Ahmet Yasin'in yaptığı çalışmaları engellemek için haince bir planyaptılar. İntifadanın öncüsü Şeyh'i öldüreceklerdi. Bu kararlarını hayata geçirmek için harekete geçen Yahudiler, 22 Mart 2004 yılında bir camide kıldığı sabah namazından çıkarken Ahmet Yasin'e kalleşçe saldırdılar. Şeyh Ahmet Yasin bu kalleş saldırının akabinde yanındaki 2 arkadaşıyla birlikte Peygamber'e komşu olmak için kutlu diyara doğru yolculuğa çıktı. Siyonistler Şeyh Ahmet Yasin'i şehit ederek intifada hareketini bitireceklerini sandılar. Fakat Ahmet Yasin'in şehadeti tıpkı Abbas Musavi'nin, Yahya Ayeş'in şehadetinde olduğu gibi intifada hareketini daha bir güçlendirdi. Bugün Siyonist İsrail'e taş atan, kendilerini Kudüs için feda eden gençler, Ahmet Yasin'in yolunun Yahudiler işgal ettikleri topraklardan kovulana kadar sürdürüleceğinin en güzel göstergeleri.
ŞEHİD AHMED YASİN'İN DUASI
"Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikâyet ediyorum!" Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! "Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum! Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah! Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim! Ben ki saçları ağarmış, ömrümün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim! Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır! Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler! Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak? Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken! Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye; "Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü'min kullarına yardım et!" diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor? Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak: "Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!" Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız! Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın! Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın! Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları! "Allah'ım! Sana şikâyette bulunuyorum... Sana şikâyette bulunuyorum... Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum. Sen mustazafların Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin... Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı? Allah'ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına Sana şikâyette bulunuyorum. Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı... Birliğimiz bozuldu... Yollarımız ayrıldı... Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz..."

GÜN KANLA DOĞAR BU SABAH FİLİSTİN TIPKI KERBELA YİNE BİR CAN SANA FEDA GÜL BİTER KUDÜS YOLUNDA
VE BİR GÜNÜN SEHERİNDE KANATLANDIN ŞEHADETLE GÖÇTÜN SEN EBEDİYETE EY ŞEHİT ŞEYH AHMET YASİN
AH NE YÜCEDİR EY ŞEHİT SENİN KUŞANDIĞIN SEVDA ALIR RAHMANA GÖTÜRÜR UĞRUNA ÖLDÜĞÜN DAVA
EY ŞEHADET SENİN İÇİN BU CAN YANAR İÇİN İÇİN GÖNÜL BEKLERDE GELESİN HASRETİN DİNMEZ BİLESİN

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a der: "Eğer ehl-i dalâlet (dinden cıkanlar) arka verip senin Şeriat ve Sünnetinden i'raz edip Kur'anı dinlemeseler, merak etme! Ve de ki: Cenab-ı Hak bana kâfidir. Ona tevekkül ediyorum. Sizin yerlerinize ittiba (tabi) edecekleri yetiştirir. Taht-ı saltanatı herşeyi muhittir.(kuşatmıştır). Ne âsiler, hududundan kaçabilirler ve ne de istimdad (imdat) edenler mededsiz kalırlar!"
Varsın washingtondan karavatlı caniler ölmüş kardeşlerime gülsünler.. Sen unutma çoçuk "inneke meyyitun we innehu meyyitun.." Sende Öleceksin..! Onlarda..!
Yolun yolumuzdur ey şehid!
Seni unutmadık, asla unutmayacağız..!
Yaşasın Hamas! Yaşasın İzzeddin el Kassam Tugayları..!
Yaşasın Evrensel Özgür Kudüs mücadelesi..!
Ölümlere Gülümsek Ne Güzeldir Anne,Gençliğinin Baharında, Ne Güzledir Kavgalara Kuşanmak Umursamaz Bir Çocuk Vedasıyla Ve Sevdalanmak Henüz Onbeş’inde.Bedene İnat İsyan Etmek Kurşunlara.Hayat Yaşam Güzledir Belki Ama Onun (A.s.m.) İçin O Sevdası Onun ( A.s.m.) Kavgası Onun Rızası İçinde Ölmek O Kadar Güzeldir Anne…
 _________________ *** SUSKUNLUĞUMU EN GÜZEL DUA KIL YA RABB! *** |
|
denizfeneri Forum Yöneticisi


  Yaş : 48 Kayıt : 02 01 2008 Mesajlar : 1778 Nerden : bursa
 | Konu: Geri: Şeyh Ahmed Yasin'i Rahmetle Anıyoruz Ptsi Mart 24, 2008 5:40 am | |
| RABBİM her ikinizdende razı olsun emeğinize sağlık _________________
 |
|
nergiz MODORoTÖR


Kayıt : 15 01 2008 Mesajlar : 2145
 | Konu: Geri: Şeyh Ahmed Yasin'i Rahmetle Anıyoruz Salı Mayıs 27, 2008 12:02 pm | |
| Amin ecmain _________________ *** SUSKUNLUĞUMU EN GÜZEL DUA KIL YA RABB! *** |
|